Genetik bilimindeki gelişmeler sayesinde, cildin yaşlı görünmesine neden olan unsurlar bir bir aydınlanıyor.
Bilimsel çalışma sonuçları açıklandıkça, kozmetik üreticilerinin falanca proteinin mucizesiyle harika bir cilt, ya da Uzakdoğu’nun filanca bitki özüyle daha sağlıklı bir ten ve benzeri iddialarda bulunmaları da giderek daha zor olacak.
Herkesin herşeyden haberdar olduğu iletişim çağında kozmetik üreticileri de artık işlerini daha ciddiye almaya başladı. Bunlardan bazıları, kazançlarının çok büyük bir kısmını araştırma-geliştirmeye ayırmaya başladı ve yaptırdıkları biyolojik ya da tıbbî çalışmaların ciddi ve güvenilir olmasına özen gösteriyor.
“Eski” cilt de genç görünecek
Procter and Gamble (P&G) firması, ürünlerinin uzun süreli etkinliği ve sağlık açısından yararlı olması konusundaki iddialı üreticilerden. Firmanın ABD’nin Cincinnati kentindeki merkezinden Rosemary Osborne, “Eskiden, ürünün etkinliği ve cildin görünümünde yarattığı değişimi değerlendirirken öznel yorumlara başvurulurdu. Şimdi herşey farklı artık. Cilt araştırmacıları DNA mikroalanlarını incelemeye aldı. Böylece farklı yaşlardaki ya da farklı yaşlarda görünen ciltleri değerlendirmede tamamen nesnel ölçütlerimiz var” dedi.
Kanada’daki Quebec Laval Üniversitesi’nde cilt genomu üzerinde çalışmalar yapan Fernand Labrie ise, DNA mikroalanlarının analizine dayalı araştırmaların önceden bilinmediğini, ancak bu yeni yaklaşımla “yaşlı görünen cilt” ile “genç görünümlü cilt” arasındaki farkın hücre yapılanmasını DNA düzeyinde inceleyerek genç görünümün kodlarını açıklamanın mümkün olduğunu söyledi.
Genç görünen cildin sırları
Araştırmacılar, bu alanda yapılan çalışmalarda, önemli iki bulgunun ortaya çıktığını ifade ediyor. Bunlardan ilki, yaşlanan ciltte, kolesterol ve yağ asidi sentezleyen genlerin sayısında ve etkinliğinde bir azalma görülüyor. İkinci önemli bulgu ise, yaşlanmayla beraber, enflamasyon (yangı) ve bağışıklık mekanizmasıyla ilgili diğer genlerin etkinliğindeki artış.
Özellikle bu bulgular ışığında, yaşlanma etkilerinin cilde yansımasında bağışıklık mekanizmasının önemli bir rol oynadığı saptanmış durumda.
Şimdi yapılacak tek şey, araştırmacıların ekonomik krizden çok etkilenmemesini ümit ederek bir an önce, sokaktaki herkesin yirmili yaşlarda görünmesini sağlayacak gerçek bir mucize krem ya da hap üretmelerini beklemek.